İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
- Sinan özer

- 24 Nis 2020
- 2 dakikada okunur
Beyaz önlüklü bir garson elektrik düğmesini çevirdi. Ağaçların arasına gerilmiş tellere asılı duran bir sürü ampul birdenbire sarı bir ışıkla canlandı. Bu sırada dört kişi hararetli münakaşalar ederek geldiler, Ömer’le Nihat’ın masasının yanına oturdular. Nihat bunlara dönerek:
“Nereden teşrif, üstatlar?” dedi.
Yeni gelenlerin arasında kısa boylu ve sinirli hareketleriyle göze çarpan biri:
“Siz burada mısınız?..” diye başka bir sualle cevap verdi. Sonra: “Ne saçma sual, değil mi?” diye ilave etti: “İşte görüyoruz ki buradasınız. Ne diye sorarız acaba?.. Türkçenin kendine mahsus bir manasızlığı... Dünyada hiçbir lisanda bu kabiliyet yoktur... Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti!”
Gene yeni gelenlerden ve gene kısa boylu birisi, kaim camlı gözlüklerinin altında ne renkte olduğu belli olmayan gözlerini kısarak:
“Sualinde Türkçenin bu kabiliyetini artırmakla meşgul olduğunun farkında mısın?” dedi.
Ömer yüzünü buruşturarak mırıldandı:
“Aman!.. Gene espriler başladı. Benim kafamın boş zamanları bana bu bitip tükenmez nüktelerden daha manalı görünüyor...”
Nihat aynı yavaş sesle:
“Düşün ki ikisi de bu memleketin meşhur adamlarıdır. Bir büyük şairin ve daha büyük bir muharririn sözlerinde herhalde bir keramet mevcuttur...” dedi ve Ömer’in kıs kıs gülmesine iştirak etti.
Gelenlerin arasında ilk konuşan iki kişiden başkası ağızlarını açmıyordu. Nihat bunlardan birine yavaşça sokuldu, bir-kaç kelime konuştular. Öteki başıyla evet makamında bir işaret yaptı. Nihat derhal Ömer’e dönerek:
“Oldu... Bu akşam emniyetteyiz...” dedi. Ömer içini çekti.
Bu havadisin onu pek sevindirmediğini gören Nihat:
“Ne o? Beğenmedin mi?” diye sordu.
“Ne kadar zavallı olduğumuzun farkında mısın?”
“Neden? Hiç ömründe anafor rakı içmemiş gibi konuşuyorsun!”
“Allah aşkına sus. Bütün ömrüm... Bütün ömrümüz kepazelik...”
“Meğer sen fazilet abidesiymişsin!”
“Değil... değil... fakat şu muhakkak ki bugün olduğum gibi olmak da istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız... Senin dünyaya hâkimiyet planların bile eminim ki onun mahsulü...”



Yorumlar